Tbmm Kıbrıs Deklarasyonu

19/4/2008

TBMM'NİN KIBRIS DEKLARASYONLARI...

 

Annan Planı ve Kıbrıs...

 

6 Mart 2003

 

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Kıbrıs Planı ile ilgili olarak TBMM Genel Kurulu'nda konuşmasından sonra bir "TBMM Deklarasyonu" yayınlandı.
 

 

DEKLARASYONDAN....

"TBMM, Kıbrıs meselesine bulunacak çözümün, tarafların eşit statüsü ve eşitliğine dayanması gerektiği hususunu önemle vurgular"
"Kıbrıs meselesine adil ve kalıcı bir çözüm bulunması için KKTC'nin sarfettiği çabaları içtenlikle destekler"

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'ın TBMM Genel Kurulu'na hitap etmesinden sonra Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Grup Başkanvekili Salih Kapusuz, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Mustafa Özyürek ve Doğru Yol Partisi (DYP) Genel Başkanı Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar bir önerge vererek, Meclis'in KKTC'ye destek deklarasyonu yayınlanmasını önerdiler.
 

 

TBMM'de temsil edilen üç partinin ortak önergesinin kabul edilmesinin ardından okunan destek deklarasyonu şöyle:
(TBMM Tutanakları - 6 Mart 2003 - 42. Birleşim)

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Sayın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın bugün Meclis Genel Kurulunda yaptığı hitabı takdir ve saygıyla karşılayarak, aşağıdaki hususları Türk ve dünya kamuoyuna duyurmayı kararlaştırmıştır.

1- Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21 Ocak 1997 ve 15 Temmuz 1999 tarihlerinde aldığı kararlara atıfta bulunarak, bu millî davada Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Türk Milletinin tam bir birlik ve beraberlik içinde bulunduğu gerçeğini bütün dünyaya bir kere daha ilan eder.

2- Kıbrıs meselesine adil ve kalıcı bir çözüm bulunması için, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin sarf ettiği çabaları içtenlikle destekler.

3- Kıbrıs meselesine bulunacak çözümün, tarafların eşit statüsü ve eşitliğine dayanması gerektiği hususunu önemle vurgular.

4- Türkiye’nin 1960 Antlaşmalarından kaynaklanan garantörlük haklarının sürdürülmesi gereğini belirtir.

5- Kıbrıs’ta Türkiye ile Yunanistan arasında kurulmuş bulunan dengenin zedelenmesinin hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini teyit eder.

6- Kıbrıs sorununun çözümünün, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği sürecinde bir önşart gibi takdim edilmesine yönelik çabaları reddeder.

7– Güney Kıbrıs Rum yönetiminin Türkiye’den önce Avrupa Birliğine üye yapılması yolunda atılan adımların, uluslararası antlaşmaların açık bir ihlali olduğunu bir kere daha vurgular.

8- Kıbrıs Türk ve Rum halkının 28 yıldır huzur ve barış içinde yaşamasının en önemli amili olan iki kesimliliğin muhafaza edilmesine verdiği önemi vurgular.

9- İki kesimliliği zedeleyecek bütün öneri ve girişimlerin, Kıbrıs’taki güvenlik ortamını olumsuz yönde etkileyerek, iki toplumu yeniden bir çatışma ortamına sürükleyeceğini hatırlatır ve buna hiçbir şekilde müsaade edilmemesi gerektiğini önemle belirtir.

10- Bu genel koşullara riayet edilmek kaydıyla, Kıbrıs’ta barışçı ve kalıcı bir çözüme ulaşılmasının, Türkiye’ye, Kıbrıs Türk ve Rum toplumlarına ve bölge barışına hizmet edeceği yolundaki inancını ifade eder.
 

Katılım Ortaklığı Belgesi 2003

19/4/2008

KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİ

 

2003 Belgesi

 

26 Mart 2003

 

AB Komisyonu'nun Türkiye ile ilişkileri ve bu ilişkilerdeki gelişmeleri değerlendirerek Ankara'dan beklentilerini yansıttığı Katılım Ortaklığı Belgesi (KOB), komisyon toplantısında onaylandı ve kamuoyuna açıklandı.
 

 

(İktisadi Kalkınma Vakfı tarafından yapılan resmi olmayan çeviri.
Belge 3 web sayfası olarak yayına konulmuştur)
 

 

Katılım Ortaklığı Belgesi'nin, "Giriş" ve "Güçlendirilmiş Siyasi Diyalog ve Siyasi Kriterler (Öncelikler 2003-2004)" bölümü şöyle:

TÜRKİYE: KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİ 2003

1. GİRİŞ

Avrupa Konseyi, Aralık 1997'de Lüksemburg'da gerçekleştirilen toplantısında Katılım Ortaklığı'nın aday ülkelere yönelik tüm yardımları harekete geçiren güçlendirilmiş katılım öncesi stratejisinin önemli bir parçası olması doğrultusunda bir karar almıştır. Bu bağlamda AB, aday ülkelere vereceği yardımların her aday ülkenin kendi ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde tasarlanmasını ve böylece katılım sürecinde karşılaşılabilecek sorunların üstesinden gelinebilmesi için destek sağlanmasını hedeflemektedir.

Türkiye'nin ilk Katılım Ortaklığı Belgesi Mart 2001'de onaylanmıştır. Komisyonu'nun 9 Ekim 2002 tarihli Genişleme Stratejisi adlı belgesi Komisyon'un Türkiye için gözden geçirilmiş bir katılım ortaklığı belgesi teklif edeceğini belirtmektedir.

2. AMAÇLAR

Katılım Ortaklığı Belgesi, Türkiye tarafından Avrupa Birliği'ne katılım yolunda kaydedilen ilerlemelere ilişkin Komisyon'un yıllık ilerleme raporunda belirlenen öncelikli faaliyet alanlarını, söz konusu önceliklerin gerçekleştirilmesine yardımcı olacak mali araçlar ve bu yardımı kullanma koşullarını tek bir çerçeve altında toplamayı amaçlamaktadır. Katılım Ortaklığı Belgesi, aday ülkelerin katılım hazırlıklarını desteklemeye yönelik bir siyasi araçlar dizisi platformu oluşturmaktadır. Türkiye'nin, gözden geçirilmiş Katılım Ortaklığı Belgesi temelinde, Topluluk müktesebatının üstlenilmesine ilişkin gözden geçirilmiş bir Ulusal Program hazırlaması beklenmektedir.

3. İLKELER

Her aday ülke için belirlenen alanlar, bu ülkelerin her birinin Kopenhag kriterlerinden doğan yükümlülüklerini yerine getirme kapasitelerine göre saptanmıştır. Kopenhag kriterlerine göre, aday ülkenin katılımı,

  • aday ülkede demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, azınlıkların korunmasını ve azınlıklara saygıyı garanti altına alan kurumların istikrarının sağlanmasını,
  • işleyen bir piyasa ekonomisinin yanı sıra, Birlik içerisindeki piyasa güçleri ve rekabetçi baskıya karşı koyabilme kapasitesini,
  • siyasi, ekonomik ve parasal birliğin amaçlarına uyum da dahil olmak üzere, üyelik yükümlülüklerini üstlenme kabiliyetini gerektirmektedir.

Avrupa Konseyi, 1995 yılında Madrid'teki toplantısında katılım sonrası Topluluk politikalarının uyumlu bir şekilde uygulamaya koyulmasının sağlanması için, aday ülkelerin idari yapılarını düzenlemeleri gerektiğinin altını çizmiş; 1997 yılında Lüksemburg'da ise, müktesebatın aday ülkelerin mevzuatına dahil edilmesinin gerekli olduğunu ancak bunun tek başına yeterli olmadığını ve etkin uygulamasının sağlanması gerektiğini vurgulamıştır. 2000 ve 2001 yıllarındaki Feira ve Göteburg'taki Avrupa Konseyleri, müktesebatın yürürlüğe koyulması ve uygulanmasının önemini teyit etmiş ve bunun idari ve adli yapıların güçlendirilmesi ve reformu yönünde önemli çabalar gerektirdiğini eklemiştir.

4. ÖNCELİKLER

Komisyon'un yıllık raporları daha önceden kaydedilen ilerlemelerin yanı sıra katılıma hazırlanmak için aday ülkelerin çabalarını devam ettirmeleri gereken bazı alanları da ortaya koymaktadır. Bu durum, öncelikler çerçevesinde ara aşamaların tanımlanmasını gerektirmektedir. Her önceliğe ise, ilgili devletle işbirliği içerisinde belirlenen kesin hedefler eşlik edecektir. Bu hedeflerin gerçekleştirilmesi, kararlaştırılan yardımın derecesini, bazı ülkelerle yürütülmekte olan müzakerelerin ilerleyişini ve diğer ülkelerle yeni müzakerelerin açılmasını da belirleyecektir.

Katılım Ortaklığı'nda tanımlanan öncelikler, kısa ve orta vadeli olmak üzere iki gruba ayırılmaktadır. Kısa vade altında sıralanan öncelikler, Türkiye'nin 2003-2004 döneminde gerçekleştirebileceği beklentisi esas alınarak seçilmiştir. Buna karşın, orta vade altında sıralanan önceliklerin gerçekleştirilmesinin 2003-2004 döneminde belirli düzeyde bir ilerleme sağlansa da bir yıldan fazla sürmesi beklenmektedir.

Katılım Ortaklığı Belgesi Türkiye'nin katılım yönündeki hazırlık çalışmalarında öncelikli alanları belirtiyorsa da, İlerleme Raporu'nda yer alan tüm hususları dikkate alması gerekmektedir. Ayrıca Türkiye Ortaklık Anlaşması, Gümrük Birliği, özellikle tarım ürünleri ticaret rejimine ilişkin AT-Türkiye Ortaklık Konseyi kararları çerçevesinde mevzuatın yakınlaştırılması ve müktesebatın uygulamaya koyulmasına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmelidir. Ancak ulusal mevzuatın müktesebat ile uyumlu hale getirilmesinin tek başına yeterli olmadığı ve müktesebatın Avrupa Birliği ile aynı düzeyde etkili bir şekilde uygulanmasının da önemli olduğu unutulmamalıdır. Müktesebatın, aşağıda belirtilen tüm alanlarda inandırıcı ve etkili bir şekilde yürürlüğe koyulması ve uygulanması gerekmektedir.

AB Komisyonu İlerleme Raporu'nun incelenmesi, Türkiye'ye yönelik aşağıda yer alan önceliklerinin belirlenmesi imkanını vermiştir.

GÜÇLENDİRİLMİŞ SİYASİ DİYALOG VE SİYASİ KRİTERLER

Öncelikler (2003-2004)

Helsinki Avrupa Konseyi tarafından tesis edilen siyasi diyalog bağlamında, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin geçerliliğini hala koruyan girişimleri doğrultusunda Kıbrıs sorununa yönelik çabaların global bir çözüme ulaşabilmek için güçlü bir biçimde desteklenmesi.

Helsinki Avrupa Konseyi sonuçlarına uygun olarak siyasi diyalog çerçevesinde anlaşmazlıkların barışçı yollardan çözümü ilkesini dikkate alarak Birleşmiş Milletler Şartı'nda belirtildiği biçimde, mevcut sınır sorunları ve buna bağlı sorunların (Helsinki Avrupa Konseyi sonuçlarının 4. noktasına bakınız) çözümü için tüm çabaların uygulamaya koyulması.

Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi, ihtiyari Protokolü ile Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi'nin onaylanması, İnsan Hakları Sözleşmesi 6 no.lu protokolünün onaylanması; Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi ve özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyum sağlanması (Sözleşme'nin II. Bölümü)

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5. maddesi ile Avrupa İşkenceyi Önlenme Komitesi'nin tavsiyelerine uygun olarak yasa uygulayıcılar tarafından işkence ve kötü muameleye karşı mücadeleye yönelik önlemlerinin uygulamaya koyulması; Savcıların gerekli süre içerisinde etkili bir biçimde bildirilen vakaları inceleyebilmeleri ve mahkemelerin görevini kötüye kullanmak suçundan mahkum olanlara uygun cezalar verebilmeleri yönünde önlemlerin kabul edilmesi.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne uygun olarak tutuklu ve hükümlülerin bir avukatla, yalnız olarak görüşebilme haklarının garanti edilmesi. Gözaltı sürecinin başlangıcı itibariyle ailelerine haber verilmesinin güvence altına alınması

Tüm bireylerin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, din ve inanca dayanan ayırım ve ayırımcılığa maruz kalmaksızın Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası ve Avrupa düzeyindeki enstrümanlara uygun olarak temel haklar ve insan haklarına sahip olmalarının yasal düzeyde ve uygulamada güvence altına alınması.

Basın özgürlüğü de dahil olmak üzere ifade özgürlüğüne ilişkin reformların yürürlüğe koyulması ve sürdürülmesi. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne uygun olarak (10,17,ve 18. maddeleri) yasal kısıtlamaların kaldırılması,. Görüşlerini şiddet içermeyen şekilde ifade etmelerinden dolayı suçlanan veya tahkikata uğrayan kişilerin durumlarının düzeltilmesi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bu yöndeki kararları çerçevesinde yeniden yargılama hakkına ilişkin yasal düzenlemelerin uygulamaya koyulması.

Dernek kurma ve barışçı toplantı hakkına ilişkin reformların yürürlüğe koyulması; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine (11,17,18 maddeleri) uygun olarak özellikle sendikalara ilişkin kısıtlamaların kaldırılması. Sivil toplumun gelişiminin teşvik edilmesi.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 9. maddesine uygun olarak tüm bireylerin ve dini toplulukların düşünce, inanç, dini özgürlüklerini kullanmalarına ilişkin düzenlemelerin kabul edilmesi ve yürürlüğe koyulması. Birliğe üye ülkelerdeki uygulamalara uygun olarak bu toplulukların işleyişlerine yönelik kuralların belirlenmesi. Söz konusu koşullar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne uygun olarak dini toplulukların, üyelerinin ve mal varlıklarının hukuki düzeyde koruma altında olması, eğitimleri, dini eğitimleri, mal varlığı edinme haklarını kapsamaktadır.

Kültürel çeşitliliğin ve menşei ne olursa olsun tüm vatandaşların kültürel haklarının güvence altına alınması. Mevcut düzenlemelerin uygulamaya koyulması ve bu alanlarda kalan kısıtlamaların esnekleştirilmesiyle radyo ve televizyon yayınları ile Türkçe dışında diğer dillerde eğitime somut bir biçimde erişimlerinin güvence altına alınması.

Milli Güvenlik Kurulu'nun işleyişinin Birliğe üye ülkelerdeki askeri işlerin sivil kontrolüne ilişkin uygulamalarla uyumlu olacak şekilde uyarlanması.

Hukuki araçların etkililiği ve bağımsızlığının güçlendirilmesi, insan hakları ve temel özgürlüklere ilişkin yasal düzenlemelerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine uygun olarak tutarlı bir biçimde yorumlanmasının teşvik edilmesi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarını dikkate alma zorunluluğuna uyulmasının güvence altına alınması için önlemler alınması. Devlet Güvenlik Mahkemelerinin işleyişinin Avrupa normlarına uyumlaştırılması. Ara temyiz mahkemelerinin kuruluşu için hazırlık yapılması.

Cezaevi koşullarının Avrupa Birliği üye ülke standartları ile aynı seviyeye getirilmesi yönündeki çalışmalara devam edilmesi

Polis memurlarının özellikle işkence ve kötü muamele ile mücadeleye ilişkin olarak insan hakları ve modern soruşturma teknikleri konularında eğitiminin sürdürülmesi, hakim ve savcıların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının uygulanmasına ilişkin eğitimlerinin güçlendirilmesi

Bütün vatandaşların ekonomik, sosyal ve kültürel imkanlarının artırılması hedefiyle bölgesel farklılıkların azaltılmasına ilişkin global bir strateji geliştirilmesi için çabalarının sürdürülmesi; Özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesindeki durumun iyileştirilmesi.  


« Önceki ::


Blogcu ile yapıldı


Sitetistik