2/5/2009
İlime katkıları bakımından dünyada; Türk, Müslüman ve Doğu medeniyetine ait birçok şahsiyetin bulunmasına rağmen, batılı medeniyetler bu kişilerden istifade ederken biz sadece izlemekle yetindik.
Yaşadığımız devirde birçok ilmî konuda katkılar sağlayan bu insanlar hakkında da birazcık bilgimiz olsun istedim. Çok detaylı olmasa da bu metni okuyan birkaç kişinin merak edip araştırması, az da olsa bilgi sahibi olması, bir kazançtır.
Ortaçağda, bir yanda dogmatik düzenle insanlık adına buhranlı bir devir geçiren Avrupa varken, bir yanda da; matematik, coğrafya, fizik, astroloji, geometri, kimya, maden ve daha birçok alanda çalışmalara imza atıp kendini geliştiren bir medeniyet vardı. Ne yazık ki zamanla bu yolda geri kaldı… Bilim dünyasına bir şeyler kazandırmış
Roma,
İskenderiye,
Atina vs. gibi merkezlerin yanı sıra Buhara,
Şam,
Semerkant,
Konya,
Bağdat ve
Bursa gibi ilim merkezlerinin payını unutmamalıyız...
Yakın olduğumuz medeniyetin insanlarını yine o kadar uzak olduğumuz garp (batı); bilip, öğretip uygulamakta. Yakınımızdaki birçok kaynağı kullanma konusunda neden bir Avrupalı kadar yetkin olamadık? Bugün Avrupa’daki en ünlü fakültelerde, üniversitelerde, ilim yuvalarında adını bile bilmediğimiz birçok bilimcinin eserleri, araştırmacılar tarafından kendi dillerine çevrilip okutulmaktayken biz çoğunun ismini bile bilmemekteyiz...
- Mesela bir Ebu Kâmil Şuca; kimbilir bu metni okuyan kaç kişinin aklında ''bu kim ki ?'' diye bir soru işareti belirmiştir. Evet bu kişi ''Avrupa’ya matematiği tanıtan insan'' diye anılıyor ama kimler anıyor? (Ondan önce Avrupa'da matematik yokmuş diye anlaşılmasın, kazandırdıklarının önemi yüzünden böyle bir şey söylenmiş olabilir.) 2. derecenin üzerinde bilinmeyen denklemleri hassasiyetle çözen ilk kişilerdendir. Bazı terimler koymuştur, sistematik birçok eserinden yararlanılmıştır. Leonardo Fibonacci (orta çağın en yetenekli matematikçisi olduğu söyleniyor), Ebu Kâmil ve daha birçok Müslüman alim ve matematikçinin eserlerinden yararlanarak Avrupa’ya sistematik birçok bilgi aktarmıştır…
- İbn-i Sinâ; tıbbın babalarından olan, 600 yıl kadar tıp alanında ve başka alanlarda Avrupa’da eserleri ana ders kitabı olarak okutulan ''büyük tabip''…
Bir İbn-i Sina tasviri

- Harezmi; bugünkü dijital elektroniğin ve bilgisayar biliminin temeli olan 2’lik(binary) sistemini bulmuştur. ‘’Hesab-ül Cebir vel-Mukabele' adlı eserinde matematik tarihinde 1. ve 2. dereceden bilinmeyenli denklemlerin sistematik ilk sunumunu yapmıştır.
Diophantus ile birlikte cebirin babası olarak anılır. Algoritma ifadesi; Harezmi’nin Latince karşılığı olan ‘’
Algoritmi’’den türemiştir. Dünyanın en büyük matematikçilerinin başında gelir…
- Battani; bugünkü
Trigonometrik işlemleri şekillendirmiş formüllendirmiştir ve hala o terim ve formüller kullanılmaktadır. Ebu'l Vefa ise trigonometriye,
kotanjant,
tanjant,
kosekant ve
sekantı hediye etmiştir...
- Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul'un fethi için çizimleri yapılıp, meydana getirilen 1 tona yakın büyük şahi topları. O zaman bile 1 km üzerinde mesafeye fırlatılabilmiş bu toplar, 50 büyükbaş hayvan ve yüzlerce askerle taşınıp kontrol edilmiştir. O zamanın şartlarıyla böyle güçlü silahlar!
- Cabir Bin Hayyam; günümüzde atom alanında ilk çalışmaları
John_Dalton'un yaptığı, uranyumun çekirdeğinin parçalanabileceği fikrini de ilk olarak
Otto Hahn’ın ortaya attığı söylense de, kimya alanında ilk laboratuvar kurup çalışmalar yapan bu Türk insanı şu sözleri binlerce yıl önce belirtmiştir: "Maddenin en küçük parçası olan cüz-ü la cüz-ü la yetecezza (atom)da yoğun enerji vardır. Yunan bilginlerinin iddia ettigi gibi, bunun parçalanamayacağı söylenemez. O da parçalanabilir. Parçalanınca da öyle bir güç meydana gelir ki Bağdat'ın altını üstüne getirebilir. Bu Allahü Teala'nın kudretinin bir nişanıdır." Ve yine bu insan sayesinde birçok Avrupalı bilimci meşhur olmuştur…
- Hazerfen Ahmed Çelebi; ilk uçuş denemelerini yapıp uçabilen insan, eseri de ilk planördür.
- Beyruni; dünyanın döndüğünü, Ümit Burnu, Amerika ve Japonya’nın varolduğunu ilk bildiren kişi olduğu söyleniyor. Colomb’un keşfinden 500 yıl önce bildirmesine rağmen adı bile çoğu kişi tarafından bilinmemekte (Aynı şekilde Piri Reis’in keşiften çok önce çizdiği haritasında o konumlar mevcut)…

Pîrî Reis Haritası
- El Cezeri; sibernetik ve robot biliminde ilk çalışmaları yapan insandır. Archytas (Yunanlı matematikçi)’ın M.Ö. 300 dolaylarında buharla çalışan güvercin yaptığı söylense de robot biliminde ilk kayıtların Anadolu’ya ait olduğu söylenmektedir. Yine bilgisayar alanında ilk adımları atan kişilerden olduğu bildirilmekte…
- Mimar Sinân; seviyesine şimdi bile ulaşılamayan büyük mimar. Tüm dünyadaki en büyük mimarların başında gelir. Eserleri, kusursuz denilecek kadar estetik şaheserlerdir…
- Pîrî Reis , Gazali, Mes’ûdi, Uluğ Bey, Akşemseddin Farabi, Demiri, gibi saymakla bitiremeyeceğimiz ve daha tanımadığımız yüzlercesi...
Bu insanların dünya bilimine katkıları mutlaktır. Az veya çok bir şeyin temellerini atıp devam ettirememek üzücü. Başucumuzda bulunan hazinelerin değerini bilemezsek, muhafaza edemezsek elbette ki olduğumuz yerde saymaya devam edeceğiz. Gerçekçi olmak gerekirse son yıllarda birçok alanda çalışmalar yapmaktayız ancak geç başlayan çalışmalar bunlar. Umarım kaçırdıklarımızı yakalayabiliriz. O yüzden arkada kalmış bazı şeyleri ön tarafa taşımak önemli…
kaynak: hafif.org
31/8/2008
GÖNÜLSÜZ GÖNÜL
Abdülhak Hâmidin evindeki sohbette, konu gençlik ve ihtiyarlıktan açılır. Yaşı geçmiş bir hanım, Abdülhak Hamide döner ve:
- Efendim, gönül kocamaz! der.
Hamid cevap verir:
- Kocamaz ama, kocamış bir vücut içinde oturmak da istemez.
BÖYLE KORUNUR
Çok değerli olan kütüphanesini millete vakfeden Koca Ragıp Paşa, onların bakımı için tanıdıklarından birini memur tayin eder. öss
Bir gün ansızın kütüphanesini ziyarete giden Paşa, etrafı ve kitapları toz, toprak içinde bulunca canı çok sıkılır ve belli etmemeye çalışarak:
- Seni tebrik ederim yavrum, der. Gerçekten de gerçekten de emniyetli bir adammışsın. Teslim edilen şeylere hiç el sürmemişsin, âferin!
VELÂYETİN GÖRDÜĞÜ
Fatih Sultan Mehmet, çocukluğunda biraz yaramazlık yapınca, babası olan 2. Murat Han:
- Ne kadar yaramaz bir çocuksun, senden adam olmaz diye çıkışır.
Orada bulunan ve velâyet sırrıyla kalp gözü açık olan Akşemseddin Hazretleri, hafifçe gülümseyerek şöyle der:
- Peder ne der, kader ne der.
ÇIKMAYAN MANA
Mehmet Akif, Baytar Mektebinde müdür muavini olarak çalıştığı bir dönemde, muhasebeden gelen bir yazıyı anlayamaz. Yazıyı kaleme alan Salih Efendiyi aratarak yazıda ne demek istediğini sorar:.:
- Salih Efendi İki türlü mana çıksın diye böyle yazdık efendim cevabını verince, Akif dayanamaz ve:
- Hayret doğrusu, der. Biz birini bile çıkartamadık da.
SOKRAT VE BİLEYTAŞI
Talebelerden biri Sokrata sormuş:
- Herkese güzel konuşma dersleri verdiğin ve onlara hitabet sanatını öğrettiğin halde, niçin sen de çıkıp bir konuşma yapmıyorsun?
- Evlat, demiş Sokrat. Bileytaşı keskin değildir amma, en sert demiri bile keskin eder…
ANLADIĞININ İSPATI
Tanıdıklardan biri, yazdığı romanın müsveddelerini Neyzen Tevfik’e göstererek fikrini sorar:
Neyzen beğenmediğini ifade edince, adam:
- İyi ama, der. Siz hiç roman yazmadınız ki!
Neyzen Tevfik şu cevabı verir:
- Ben yumurtanın tazesini bayatını iyi anlarım. Ama bu güne kadar hiç yumurtlamadım
GÖNLÜMÜ FETHETTİĞİ İÇİN
Fatihe sorarlar:
- İstanbulu niçin fethettin?
Cevap verir:
- Önce o benim gönlümü fethettiği için!
DÜŞMANIN CANI
Şair Nefi bir toplantıda konuşurken, düşmanlarından biri içeri girmiş, fakat herkese selam verdiği halde kendisine:
- Merhaba canım! demiş.
Nefi durur mu? Hemen cevabı yapıştırmış:
- Derhal çıkıyorum.
FİKİR YAKALAMAK
Şahabettin Süleyman, bir gün Ahmet Haşim’e:
- Üç günden beri zihnimde önemli bir fikir saklıyorum, dediğinde, Ahmet Haşim, onun fikir üretmedeki kısırlığını ima ederek şöyle demiş:
- Günahtır yahu, salıver gitsin şu fikri. Zavallıcık günlerden beri tek başına kim bilir ne kadar sıkılmıştır?
DÜNYANIN YÜZÜ
Hastalıktan ötürü gözleri kapanmış olan bir adam, halk şairi Seyraniye:
- Bende dünyayı görecek göz mü kaldı? diye şikayette bulununca, söz eri Seyrani:
- Hiç üzülme dostum demiş. Zaten dünyaya da bakılacak surat kalmadı.
BRAVO!..
Genç bir şair, saçma sapan şiirlerini Victor Hugoya okuduktan sonra:
- Üstad, diye sormuş. Şiirlerimi nasıl buldunuz?
Victor Hugo:
- Vezinsiz, kafiyesiz ve manasız bir şey yazmak istemiş ve tam muvaffak olmuşsunuz, demiş. Bravo doğrusu
Sabır
Cüneyd- i Bağdadi’ye “sabır nedir?” diye sorduklarında şu cevabı vermiş.
- Yüzünü ekşitmeden, acıyı yudumlamaktır.
Bir filozofa sormuşlar: Şansa inanırmısınız?
Filozof: Evet, yoksa sevmediğim insanların başarısını neyle açıklardım.
Bir doktor alkolsüz bira içilir mi? diye soran hastasına, Nasreddin Hoca’nın şu fıkrası ile cevap vermiş:
Adamın biri, Nasreddin Hoca’ya:
- Tuvalette bir şey yemek caiz midir? diye sorunca, Hoca:
- Caizdir, demiş. Ama içeride başka bir şey yediğini zannederlerse, ne diyeceksin?
N.Fazıl Kısakürek,vapurla Kadıköy’e geçerken, yanına biri yaklaşıp:
- Üstad, diye sormuş. Peygamberlere ne diye gerek duyuldu? Biz yolumuzu bulabilirdik.
Necip Fazıl, okuduğu kitaptan başını kaldırmadan:
- Ne diye vapura bindin ki, cevabını vermiş. Yüzerek karşıya geçebilirdin.
İmam- ı Azam hazretleri, üzerine doğru gelmekte olan bir hayvana yol vererek kenara çekildiğinde, yanındakiler neden böyle yaptığını sormuşlar.
Hazret, düşünmeden cevap vermiş
- Onun boynuzları var, benim ise aklım.
Selçuk Sultanlarından biri,Mevlana’yı ziyaret ederek,saltanatları arasında ne fark olduğunu sorduğunda, o büyük zattan şu cevabı almış:
- Senin saltanatın, gözlerin açık kaldığı müddetçe bakidir. Benim saltanatım
ise, gözlerimi kapadığımda başlar.
Ben Çekilirim
Dünya nimetlerine önem vermeyen yasayış ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karsılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek olanaksızdır. Mağrur zengin, filozofa:
- Ben bir serserinin önünde kenara çekilmem.
Bunun üzerine Diyojen kenara çekilerek,gayet sakin su karşılığı verir:
- Ben çekilirim.
Yüzyıllar önce Semerkant, Bağdat ve İstanbul'dan Latinceye veya Fransızcaya çevirilen kitaplar ve buluşlar ilk bulan alimler göz ardı edilerek Avrupalı bilim adamları tarafından nasıl sahip çıkıldı?
Dekart, Galile, Kopemik, Newton, Lavoisier, Kepler, Wright Kardeşler, Toriçelli, Kristof Kolomb, Vasco de Gama...
İçinizde bunları tanımayan var mı? İlkokuldan başlayarak tanımaya başladığımız bu yabancı bilim adamları tarih kitaplarına bakarsanız, birçok önemli buluşun "ilk" sahibi. Yüzyıllar önce Semerkant, Bağdat ve İstanbul'dan Latinceye veya Fransızcaya çevirilen bir çok kitaplar ilk bulan alimler göz ardı edilerek Avrupalı bilim adamları tarafından sahip çıkıldı. Günümüzde batılı bilim adamları bunları yer yer itiraf etmektedirler.
Mesela "Newton'dan yerçekimini "ilk bulan" kişi diye bahsederiz. Oysa yerçekimini ilk keşfeden, bilim adamı, pek tanımadığımız bir Müslüman : Razi' dir.
İlk kağıt fabrikasını kuran :İbni Fazıl
Kızamık ve çiçek hastalığını keşfeden: Razi
Mikrobu ilk tanımlayan :Akşemseddin
Cüzzamı bulan :İbni Cessar
Vebanın bulaşıcı olduğunu bulan : İbni Hatip
Verem mikrobunu bulan : Kambur Vesîm
Retina tabakasını bulan: İbni Rüşd
İlk göz ameliyatını yapan : Ammar
İlk kanser ameliyatını yapan : Ali bin Abbas
Küçük kan dolaşımını bulan : İbnünnefis
İlk Tabipler odası başkanı: Ali bin Rıdvan
Sıfırı ilk kullanan : Harizmi
Trigonometriyi ilk bulan : Battani
Tanjant, kotanjant ve kosekantı ilk kullanan : Ebul Vefa
Trigonometri kitabını yazan : Nasiruddin Tusi
İlk trigonometrik dönüşüm formülünü bulan: İbni Yunus
Binom formülünü ilk bulan : Ömer Hayyam
İlk difransiyel kitabını yazan : Sabit bin Kurra
Ondalık kesiri ilk bulan : Gıyaseddin Cemşid
İlk usturlabı yapan : Zerkali
Dünyanın döndüğünü keşfeden ilk alim: Biruni
Dünyanın çevresini ilk ölçen : Musa kardeşler
Güneşin yüzündeki lekeleri ilk bulan alim: Fergani
Yıldızların yer ve açıklıklarını ölçen ve ilk cetveli geliştiren : Cabir bin Eflah
İlk otomatik kontrol sistemleri tasarlayan : Ahmet bin Musa
Sibernetiği ilk kuran alim: İsmail-El Gezeri
İlk optik temellerini koyan : İbni Heysem
Sesin .fiziki açıklamasını ilk yapan : Farabi
İlk torna tezgahını yapan alim: İbni Karara
Kanatlarla uçan ilk alim: Hazerfen Ahmed Çelebi
İlk uçağı yapan : Ebu Firnas
Yer çekimini ilk bulan: Razi
Sarkaçlı saati ilk yapan : İbni Yunus
Maddelerin özgül ağırlığını ilk hesaplayan : Hazini
Atomun parçalanabileceğim ilk bulan : Cabir bin Hayyan
Gök kuşağını ilk açıklayan : Kutbettin Şirazi
İlk kimya laboratuarını kuran alim: Cabir
Saf alkolü ilk elde eden : Razi
Fosforu ilk bulan alim: Beşir
Havan topunu ilk bulan alim: Fatih Sultan Mehmed
İlk kıta seyahatnamesini yazan alim: İbni Battuta
İlk dünya haritasını çizen alim: Mürsiyeli İbrahim
İlk ecza kitabını yazan: İbni Baytar
Yaşadığı yüzyılın Batlamyus’u olarak anılan büyük bir astronomi ve matematik âlimi: Ali Kuşçu
Atom bombası fikrini ilk defa ortaya atan ve “kimyanın babası” olarak bilinen dâhî bilgin: Cabir bin Hayyam
Sibernetiğin kurucusudur. Otomatik sistemin öncülerinden : Cezeri
Büyük Türk seyyahı ve yazardır : Evliya Çelebi
Ses olayını ilk defa fizikî yönden açıklayan dünyanın en büyük fizik bilgini ve filozoflarındandır : Farabi
İlk cebir kitabını yazan ve “sıfır (0)” rakamını kullanan, Batıya cebiri öğreten matematik bilginidir. Harizmi
Sosyolojinin kurucusudur. Tarihi ilim haline getiren büyük bir düşünürdür: İbni Haldun
Optik ilminin kurucusu olan büyük bir fizik âlimidir: İbni Heysem
Dönemin büyük bilim adamlarındandır. 300’ü aşkın eser vermiştir : İbni Kemal
Eserleri Avrupa’da yıllarca okutulan İslâm bilginidir. Büyük bir mütefekkir, doktor, astronom ve matematikçidir. : İbni Rüşd
Eserleri Avrupa üniversitelerinde 600 sene kadar temel kitap olarak okutulan dâhî bir Müslüman doktordur. 270 kadar eser vermiştir: İbni Sina
Einstein’e benzer olarak izafiyet teorisini ilk defa ortaya atan Müslüman bilgindir. : Kindi
Seviyesine bugün bile ulaşılamayan dâhî mimar 364 esere imza atmıştır. Çıraklık eseri olan Şehzade Camii, kalfalık eseri olan Süleymaniye Camii ve ustalık eseri olan Selimiye Camii eserlerinden bir kaçıdır. Mimar Koca Sinan
Binom açılımını bulan âlim, şair matematikçi ve astronomdur. : Ömer Hayyam
500 sene önce bugünküne çok benzer dünya haritasını çizen coğrafyacıdır. : Pîrî Reis
Cerrahide dikiş malzemesi olarak ilk kez hayvan bağırsağını kullanan, asırlar boyunca Avrupa’ya ders veren kimyager ve doktordur. : Râzî
Sırplar neden Osmanlıyı tercih etti: Sırplar bir taraftan Osmanlı, bir taraftan Macarlarla çevrilince iki tarafa da mektup yazarak sizin himayenize girsek bizim mezhebimiz hakkında ne yaparsınız diye sorduklarında; Macar kralı Hünyad “Sizin Ortodoks kiliselerinizi yıkıp yerine Katolik kiliseleri yaparız”, fatih ise “her Ortodoks kilisenin yanına bir cami yapıp herkesin kendi dinine göre ibadet etmesine izin veririm” demesi üzerine Osmanlı himayesini kabul ettiklerini,
Ermeni meselesi: Ermeniler haksız davaları uğrunda 1874–1985 yılları arasında 3582 eser verirken, bizim ise sadece ve sadece 12 eser verdiğimizi,
Almanya’da Türk bayrağı: Fransızların Almanya’nın Müllheim şehrindeki halkın mahsullerini sürekli yağmalamaları üzerine Osmanlı’dan yardım istenince padişah II. Ahmet: ”bunun için oraya asker göndermemize gerek yoktur, gönderdiğim yeniçeri elbiselerini kendi askerlerinin üzerine giydirip sınır boylarında şöyle bir dolaştırırsan Fransız zulmünden kurtulursun” demesi üzerine almanlar söyleneni aynen yapmış ve Fransızlar bir daha şehre saldıramamışlar, hatta sınırda yaşayanlar Fransa içlerine doğru kaçmışlardır. Bunun üzerine Almanya’nın Müllheim şehrinde 1703–1992 yılları arasında Türk bayrağı dalgalandığını,
Dünya savaşlarının bilançosu: I.Dünya savaşı’nın 1565 gün sürüp, 9 milyon insanın hayatını kaybettiğini ve 22 milyon insanında sakatlanıp ömür boyu işsiz kaldığını ve II. Dünya savaşı’nın ise 35 milyon insanın canına mal olup, bu savaş sonunda 20 milyon insanın uzuvlarının bir parçasını kaybettiğini ve savaş boyunca 17 milyon litre kanın akıp, savaş sonrasında da 12 milyon çocuğun sakat doğduğunu, 13 bin ilk ve ortaokul, 6 bin üniversite ve 8 bin bilim laboratuarının yıkılıp, 319 trilyon adet kurşun harcandığını,
Kim daha yamyam: Çağdaş batı dünyası Afrikalılara yamyam diyedursun, Avrupa’da egemen olan ‘Töton’ kabilelerinin (germenler) yüzyıllar boyunca rakiplerini öldürdükten sonra pişirip yeme geleneği’ni devam ettirdiklerini,
Galaksiler arası seyahat: Endülüs Emevi Devleti’nden kalan 1.000.000 (bir milyon) adet kitabın Avrupalılar tarafından yakılması üzerine Fransız fizikçi p. Cuirie” Endülüs’ten bize 30 (otuz) kitap kaldı, atomu parçalayabildik. Eğer yakılan bir milyon kitabın yarısı kalmış olsaydı, bugün çoktan uzayda galaksiler arasında seyahat ediyorduk” dediğini,
Osmanlıya duyulan güven: Hollanda ticaret odasında bir oylamada, oyların eşit çıkması halinde; oda başkanının ‘içinizde Türklerle alışveriş eden var mı? Diye sorup, evet cevabı alınca o kişinin oy’unu iki oy olarak kabul edip imtiyaz tanığını,
Günde dört defter dolusu yazan adam: büyük tarih âlimi Muhammed bin Cerir et Taberi’nin (839–923) yazdığı kitapların sayfaları, doğumundan ölümüne kadar hayatının bütün günlerine bölündüğünde her gününe 4 defter düştüğünü,
Leylek vakfı: Bundan 150 yıl önce Ödemişli Hoca Mustafa isimli bir zatın leyleklerle alakalı bir vakıf kurarak göçmen leylekleri koruma altına aldığını,
Osmanlı’nın ABD’ye yardımı: Amerikan iç savaşında kuzey hükümetinin Osmanlı’dan askeri yardım talebinde bulunduğunu, bunun üzerine I. Abdülmecid’in 1860 yılında Amerika’ya 120 deve yükü askeri malzeme ile 100 asker gönderdiğini, bu yardımın kuzeylilerin savaşı kazanmalarında önemli rol oynadığını ve bu askerlerin daha sonra geri dönmeyip Amerika’ya yerleştiklerini,
Amerikalıların araştırması: Profesör Conin başkanlığında bir heyetin 1921 yılında İstanbul’a gelip Osmanlı vakıf sistemini incelemeye aldıklarını,
Elli yıllık emek: 30 bölümlük meşhur “Et-tasrif limen acize ani’t-te’lif” isimli tıp ansiklopedisini yazmak için Zehravi’nin (936–1013) ömrünün tam 50 yılını harcadığını ve bu muazzam kitabın ortaçağ Avrupa cerrahisinin temel eseri haline geldiğini,
Edison’un 3 bin deneyi: 3 bin deney yaptığı halde ampulün içine konulacak maddeyi bula mayan Edison’u arkadaşlarının vazgeçirmek istemeleri üzerine: ”beyler, evet 3 bin maddeyi denedik, hiç bir netice alamadık. Fakat bu denemelerden, 3 bin maddenin hiç birinin işimize yaramayacağı sonucunu alamadık mı?” cevabını verip son olarak kömürü deneyerek elektriği icat ettiğini,
Delilere müzik: Osmanlı sultan’ı II. Bayezid’in Edirne’de yaptırdığı hastanede akıl hastalarını musiki ile tedavi ettirdiğini,
Prusya kralının Osmanlı’ya yazdığı şiir: hem Avusturya, hem de Rusya tarafından sıkıştırılan Rusya kralı II. Frederik’in Osmanlı’ya:
Baskı altında olanların dostu,
Mazlumun kırbacı,
Şarkın zafere aşina çocukları…
Ey cesur yeniçeri! Bu tarafa yetiş.
Seri zaferinle yakala ve yen düşmanı,
Kazan harp meydanında yeni zafer çelenkleri.
Daha şimdiden düşmana korkun basıyor,
Çekiyor ayakların altında kötülüklerinin cezasını,
Zaferinle zilletimiz sona eriyor,
Talihin asil cesaretini mükâfatlandırsın,
Hilal Tuna’yı hâkimiyeti altına alsın.
Yetiş, yetiş ve korkusuz elinle,
Avrupa’nın günahlarını, Asya’nın faziletlerine kurban et.
Diye şiir yazdığını,
BİLİYOR MUSUNUZ?
Tarihportali.net